I / me / my / mine
Özne, nesne, iyelik zamirleri
Animasyonlu anlatım
Çizgi film öğretmen I / me / my / mine bu dersin kendi örnek cümleleriyle sahne sahne anlatır: tahtada formül, renk kodlu cümle parçaları, yanlış → doğru karşılaştırmaları. Anlatım İngilizcedir (İngiliz aksanı). İlk açılışta senaryo hazırlanır (~1 dk), sonra anında açılır.
Bu ünitede kişi zamirlerinin dört biçimini öğreniyoruz: I (ben), me (beni / bana), my (benim + isim) ve mine (benimki). Türkçede bu farkı eklerle yaparız: ben, beni, bana, benim, benimki. İngilizcede ek yoktur, kelimenin kendisi değişir. Bir de önemli fark var: Türkçede özneyi atabiliriz (Yorgunum), ama İngilizcede özne zamiri her zaman gerekir (I'm tired).
A I, you, he, she, it, we, they (işi yapan)
Durum: Elif is a teacher. She works in Kadıköy. Mert is her brother. He is a student. (Elif öğretmen. Kadıköy'de çalışıyor. Mert onun kardeşi. O öğrenci.)
→ She ve he fiilden önce geliyor; işi yapan kişiyi gösteriyor. Buna özne diyoruz.
| Özne | Türkçe |
|---|---|
| I | ben |
| you | sen / siz |
| he | o (erkek) |
| she | o (kadın) |
| it | o (eşya, hayvan) |
| we | biz |
| they | onlar |
- Türkçede tek bir o var; İngilizcede üç tane: he (erkek), she (kadın), it (şey/hayvan).
- Türkçede Bankada çalışıyor yeterli. İngilizcede özneyi atamazsınız: She works in a bank.
- Hava, saat gibi şeylerde de özne gerekir → it: It's cold.
- I'm from İzmir.İzmirliyim.Türkçede 'ben' yok, İngilizcede I şart.
- She works in a bank.Bir bankada çalışıyor.Kadın → she.
- We're hungry. Let's eat.Acıktık. Hadi yemek yiyelim.
- Where's my phone? – It's on the table.Telefonum nerede? – Masanın üstünde.Eşya → it.
- Tom and Sarah are English. They live in Fethiye.Tom ve Sarah İngiliz. Fethiye'de yaşıyorlar.
- It's raining again.Yine yağmur yağıyor.Hava için it.
B me, you, him, her, it, us, them (beni, bana, onu…)
Durum: Can loves Zeynep. He loves her. Zeynep loves Can too. She loves him. (Can Zeynep'i seviyor. O onu seviyor…)
→ Fiilden önce: he / she (özne). Fiilden sonra: him / her (nesne).
Nesne biçimini şu yerlerde kullanırız:
- fiilden sonra: call me, help us
- with, for, to, at gibi küçük kelimelerden sonra: with her, for you
| Özne | Nesne | Türkçe |
|---|---|---|
| I | me | beni / bana / benimle |
| you | you | seni / sana |
| he | him | onu / ona (erkek) |
| she | her | onu / ona (kadın) |
| it | it | onu / ona (şey) |
| we | us | bizi / bize |
| they | them | onları / onlara |
Türkçede beni, bana, benimle farklı; İngilizcede hepsi tek kelime: me.
Karşılaştır: I know him. / He knows me.
- Call me tonight.Bu akşam beni ara.
- Can you help us?Bize yardım edebilir misin?
- I like Ayşe. I often have tea with her.Ayşe'yi severim. Sık sık onunla çay içerim.with + her
- Where are my keys? I can't find them.Anahtarlarım nerede? Onları bulamıyorum.
- This present is for you.Bu hediye senin için.
- Look at him! He's so funny.Şuna bak! Çok komik.
C my, your, his, her, its, our, their + isim
Durum: This is Mert. His car is red. Ayşe is Mert's wife. Her car is white. (Bu Mert. Onun arabası kırmızı. Ayşe, Mert'in karısı. Onun arabası beyaz.)
→ his / her + isim: 'kimin?' sorusunun cevabı.
Türkçede iki iş yaparız: benim + arabam. İngilizcede tek kelime yeter: my car. İsme ek gelmez!
| Özne | + isim | Örnek |
|---|---|---|
| I | my | my car (arabam) |
| you | your | your car (araban) |
| he | his | his car (onun arabası – erkek) |
| she | her | her car (onun arabası – kadın) |
| it | its | its tail (onun kuyruğu – hayvan) |
| we | our | our car (arabamız) |
| they | their | their car (arabaları) |
- his / her seçerken sahibe bakın, eşyaya değil: Ayşe → her husband; Mert → his wife.
- its (kesme işaretsiz) = onun. it's = it is. Karıştırmayın!
- My name is Zeynep.Benim adım Zeynep.
- Is this your bag?Bu senin çantan mı?
- Ayşe is with her mother.Ayşe annesiyle birlikte.Sahip kadın → her.
- Mert is with his mother.Mert annesiyle birlikte.Sahip erkek → his.
- Our flat is small but nice.Dairemiz küçük ama güzel.
- The cat is eating its food.Kedi mamasını yiyor.its = onun (it's değil!)
D mine, yours, his, hers, ours, theirs (benimki…)
Durum: Two cups of tea are on the table. 'Is this your tea?' 'No, it isn't mine. Mine has sugar.' (Bu senin çayın mı? – Hayır, benimki değil. Benimki şekerli.)
→ mine = my tea. İsmi tekrar etmemek için kullanırız. mine'dan sonra isim gelmez.
| + isim | isim yok | Türkçe |
|---|---|---|
| my | mine | benimki |
| your | yours | seninki / sizinki |
| his | his | onunki (erkek) |
| her | hers | onunki (kadın) |
| our | ours | bizimki |
| their | theirs | onlarınki |
Karşılaştır:
-
This is my book. (my + isim)
-
This book is mine. (isim yok)
-
yours, hers, ours, theirs: kesme işareti (') yok.
-
a friend of mine = arkadaşlarımdan biri.
- That umbrella is mine.O şemsiye benim.
- Is this phone yours or hers?Bu telefon seninki mi, onunki mi?
- Their house is big, but ours is small.Onların evi büyük ama bizimki küçük.ours = our house
- These keys aren't mine. Are they yours?Bu anahtarlar benim değil. Seninler mi?
- Elif is a friend of mine.Elif benim bir arkadaşım.
- This coat is his, not theirs.Bu ceket onun, onların değil.
E Hepsi bir arada
Durum: I love my dog, and my dog loves me. The dog is mine. (Köpeğimi seviyorum, köpeğim de beni seviyor. Köpek benim.)
Dört biçim, dört görev:
| Özne | Nesne | + isim | isim yok |
|---|---|---|---|
| I | me | my | mine |
| you | you | your | yours |
| he | him | his | his |
| she | her | her | hers |
| it | it | its | – |
| we | us | our | ours |
| they | them | their | theirs |
- fiilden önce → I
- fiilden / with, for… sonra → me
- isimden önce → my
- tek başına → mine
- We visit our grandmother every Sunday. She always gives us tea.Her pazar büyükannemizi ziyaret ederiz. Bize hep çay verir.
- She likes him, but he doesn't like her.O (kız) onu seviyor ama o (erkek) onu sevmiyor.
- Their children are at school with ours.Onların çocukları bizimkilerle aynı okulda.
- You know my brother. Is that bike yours or his?Kardeşimi tanıyorsun. O bisiklet seninki mi, onunki mi?
Kendine sor: Arkasından isim geliyor mu? Geliyorsa my / your / her / our… (my book), gelmiyorsa mine / yours / hers / ours… (The book is mine). Ve Türkçedeki ekleri unut: beni, bana, benimle → hepsi me!
Sık yapılan hatalar
- 1.___ am a nurse. I work in a hospital in Ankara.
- 2.Zeynep is nice. I like ___ a lot.
- 3.Mert and I play football. ___ play every Sunday.
- 4.Where's Can? I want to talk to ___.
- 5.These tomatoes are fresh. ___ are from my village.
- 6.Please call ___ after work. We're at home.
- 7.Tom is from London. ___ is my new colleague.
- 8.I can't find my glasses. Can you see ___?
- 1.I live with ___ parents in Bursa. (I)
- 2.Elif is a doctor. ___ husband is a doctor too. (Elif)
- 3.Can is washing ___ car. (Can)
- 4.We love ___ new flat. It's near the sea. (we)
- 5.Tom and Sarah are in Bodrum with ___ children. (Tom and Sarah)
- 6.Excuse me, what's ___ name? (you)
- 7.The dog is drinking ___ water. (the dog)
- 8.Ayşe and I are sisters. ___ mother is a teacher. (Ayşe and I)
- 1.This is ___ coffee.
- 2.That coffee is ___.
- 3.Is this pen ___? – Yes, thank you.
- 4.Their car is old, but ___ is new.
- 5.Zeynep, is this ___ jacket?
- 6.These bags aren't ours. They're ___ (Tom and Sarah).
- 7.Is that Elif's house? – Yes, it's ___.
- 8.Can is a friend of ___.
- 1.This is my phone.
- 2.These are your keys.
- 3.That is her car.
- 4.This is our table.
- 5.Those are their tickets.
- 6.This is his coat.
- 7.These are my shoes.
- 1.Ayşe loves Can.
- 2.Mert calls his mother every day.
- 3.Tom helps Sarah and me.
- 4.The children like the cat.
- 5.Zeynep and Can meet Tom at the café.
- 6.Elif and I visit our grandparents.
- 1.Me am from Trabzon.
- 2.Is raining today.
- 3.Sarah is with his brother.
- 4.This bag isn't my.
- 5.Can you help we?
- 6.Is this coat your's?
- 7.Our teacher gives they a lot of homework.
- 8.The cat is playing with it's ball.
- 9.Mert and Elif love theirs children.